Tüketici Birliği Federasyonu

"Türkiye'nin Vicdanı"

PAYLAŞMAK…

Kasım ayında dayatılan tüketim çılgınlığından kurtulduysak yeni yılla ilgili kelebekler uçuşmaya başladıysa yüreğimizde, iyilik adına arayışlarımız da başlamış olmalı… Biten yılla birlikte geçmiş yılı/yılları sorgulama durumu kaçınılmazdır… Hatalardan ders çıkarmaya çalışırken gelecek olan yeni yıla en güzel anlamlar yüklenir. Daha fazla empati ve yardım sözlerimiz de olur bu anlamlandırmada. Kendimizle ilgili pek çok yeni kararlar alırken genelde iyi, sade, arınmış ruhla yeni bir ben temennilerimiz olur yeni yıl için.

        “1 ARALIK PAYLAŞMA GÜNÜ”

        Dünyada 2020 yılını pek hayırla anacak ülke ve insan yok gibi… Sağlıktan ekonomiye çevre felaketine pek çok sorun yaşadık. Lakin, bazen umutsuzlukların ortasında umut yeşerten haberler de olmuyor değil. Türkiye’de 1 Aralık 2020 Günü ilk kez “Paylaşma Günü” olarak kutlanacak. Umarım, bu özel gün kadim yardımlaşma geleneğimizle birleşerek gelenekselleşir ve yılın tamamına yayılır. Yardımlaşma elbette tek günle sınırlanacak bir durum değil ama özel gün atfedilmesi belki hatırlatıcı olması bakımından önemli.

Paylaşma Günü vesilesiyle hatırlanacak, özellikle yaşamakta olduğumuz Pandemi nedeniyle işini, gelirini tamamen veya kısmen kaybeden insan o kadar çok ki… Uzaktan eğitime uzak o kadar öğrenci var ki internet erişimi, internete bağlanacak cihazı olmayan… Ve yanında yardım edecek insana ihtiyacı olan öyle çok yaşlılar… Ve anne babasını virüse kurban vermiş o kadar çok öksüz, yetim… Sığınmacılar, depremlerde yersiz yurtsuz, kimsesiz kalanlar…
Yoksulluk ve işsizliğin en çok zarar verdiği dezavantajlı gruplar, kadınlar…

Güvenilir bir araştırma firmasının yaptığı çalışmaya göre ülkemizde hanelerin yüzde 29’unun geliri yaşamsal harcamaları karşılayamıyor ne yazık ki.

BM’nin ‘Gölge Pandemi’ olarak adlandırdığı hak kayıplarının bilançosu da hayli ağır.

       PEKİ, PAYLAŞMA GÜNÜ’NDE NE YAPABİLİRİZ?

       Öncelikle insanların temel ihtiyaçlarını belirleyebilir, karşılanması için en yakından uzağa çevremizdeki ihtiyaç sahiplerini bulmaya çalışıp nakdi, ayni bağış yapabilir; ihtiyacı olan yaşlılara gönüllü hizmet için zaman ayırabilir; uzmanlığımız olan bir konuda ücretsiz eğitim verebilir veya uzmanlığımızı sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışmalarında toplum yararına sunabiliriz.
Yoksulluğun getirdiği sorunları hafifletmek için yeni çözüm yolları geliştirebilir, bu konuda kendimiz bir girişim başlatıp etrafımızdaki insanları örgütleyebiliriz. Hak temelli sivil girişimleri desteklemek için de “1 Aralık 2020 Paylaşma Günü” harika bir başlangıç olabilir…

       SORUMLULUK… 

İçinde bulunduğumuz zamanda, yaşadığımız çevrede maddi-manevi muhtaç durumda olan ‘canlardan’ kendimizi ne kadar sorumlu hissedebiliyor ve yardım etmek için çırpınıyorsak o kadar insan oluyoruz. Sosyal varlıklar olduğumuzun bilinciyle sadece kendimizi “kurtarma”nın başarı sayılmayacağını anlamak zorundayız.

       KAHIR DA EĞİTİRMİŞ… 

Derler ki, karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış… Pandeminin “öğrettiği” bir konu da kendi yaramızı ancak kendimizin ve en yakınımızdakilerin sarabileceği gerçeği oldu. Yasaklarla ulaşamadığımız aile büyüklerimizi kapı  komşularına emanet ettik çoğu zaman. Komşular yerimize koştu yardım etti akrabalarımıza…

      HAYDİ !..

Ulaşabildiğimiz ilk muhtaç kapıyı incitmeden tıklatma, “iyiliği” zamansız mekansız yaratma, yayma, sürdürme, iyiliğin kanatlarında hafifleyip uçma zamanı…

Güldeğer Gökçek