Tüketici Birliği Federasyonu

"Türkiye'nin Vicdanı"

Boş tencereden çıkan sese kulak verin

mehmet bülent deniz market enflasyonu

mehmet bülent deniz market enflasyonu

Geçen yazımda CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na her şeye çare bulacağı ekibini sormuş ve deyim yerindeyse sorunların çözümü için elindeki sihirli değneğin hikmetini görüp göremeyeceğimizden şüphe ettiğimi vurgulamıştım. Kemal Bey, her soruna mutlaka çözüm bulacakları vaadinde bulunurken acaba neden şimdiden puan kazanmak için TBMM komisyonlarına teklif bombardımanında bulunmuyor. Halbuki atılacak böyle bir adım, teklifler kabul görmese bile kamuoyu nezdinde CHP için bir kaç puan toplamaya yeterli olabilir. Özellikle de ekonomi politikaları konusunda böyle bir adıma şiddetle ihtiyaç olduğu kanaatindeyim. Çünkü son bir yıldır çarşı pazarda konuşulan ana konu enflasyon ve geçim sıkıntısı.

Bir önceki yazımdan dolayı bazı okurlarımdan her şeye rağmen AK Parti’ye şans verdiğim yönünde eleştiriler aldım. Düşüncelerimi olumlu bulan da oldu, popülist yaklaştığımı iletenler de. Mesela sürekli okuyucularımdan olan Naim Öztürk Bey, düşüncelerini şu sözlerle dile getirmiş: …” Bir bakıma AK Parti’nin seçimi yeniden alacağını yazıyorsunuz ama bu pahalılık ortamında hükümetin biraz popülist olarak algıladığım yaklaşımı beni kuşkuya düşürüyor. Açıkçası etrafımdaki birçok kişi daha şimdiden sadığa gitmeme niyetinde. Bu muhalefetten de bir şey çıkmaz ama AK Parti yöneticilerinin kıyıdan köşeden ‘biz bu pahalılığı biliyoruz ve üstesinden geliriz’ söylemi bana sahici gelmiyor. Sözün özü, rahmetli Süleyman Demirel’in ‘Boş tencerenin devirmeyeceği hükümet yoktur’ sözünün bu defa yerine gelme ihtimalini görüyorum. Büyük şehirlerde hayat çekilmez oldu ise AK Parti için de ilk artçılar o şehirlerde yaşanacaktır.” Naim Bey’in görüşlerine katılırsınız ya da katılmazsınız ama ortada büyük bir ekmek kavgasının olduğu kesin. Üstelik muhalefet bu defa ipin ucunu bu konu üzerinden tutup, 20 yıllık AK Parti dönemini sorgulayan güçlü bir görüntü vermenin peşinde.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in meydanların tozunu yutarak iktidar olduğu dönemlerde bile ekmek kavgasının terörden sonra sandık için bir numaralı malzeme olduğunu unutmamak gerek. AK Parti’nin 2002 seçimlerinden bugüne Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınması, büyümesi, uluslararası arenada bir çok konuda söz sahibi olmasında tabi ki büyük rolü var. Bugün eğer ülkede birçok yasaklı konu tarih olmuşsa, bunda şüphesiz AK Parti’nin rolü vardır. Onlarca konuda mağdurun yanında olmayı başaran bir partinin geldiğimiz bu noktada, ‘boş tencere’ kavgasıyla muhalefet olmasını kim ister? Ama pahalılık milletin canına tak etmişse; işte burada siyasetin de eli kolu bağlanır, sandık yolunda yapılacak diğer icraatların da.

Bunca zorluğu aşmış olan bir iktidarın sıra pahalılık ve işsizliğe gelince acziyet içinde gösterilmek istenmesine inanın ben de şaşırıyorum. Hatırlarsanız Ağustos 2018’de ABD ile ilişkilerimizde yaşanan gerginliğin de etkisiyle döviz kurunda yaşanan büyük dalgalanmanın ardından ekim ayında dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ön ayak olmasıyla ‘Enflasyonla Topyekün Mücadele’ programı devreye alınmıştı. Nice işletme, holding, KOBİ ve STK bu süreçte desteklerini ortaya koydu. Kısmen de olsa bir sonuç alındı. Peki şimdi neden herkes bir bezginlik içerisinde. İlle de sayın Cumhurbaşkanı mı çıkıp bir şeyler söylemeli. Nerede bu ülkenin aklı başında ekonomi bürokratları? Nerede Meclisimizin cevval vekilleri? Sokakta neden sadece bir kaç muhalefet partisinin temsilcileri var. Halbuki AK Parti teşkilatı, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye seçiminden ders almış olmalı. Beyler, her şeyi sayın Erdoğan’dan beklemenin zamanı değil artık. Onun talimat vermesine gerek kalmadan bu milletin derdiyle dertlenip bu milletin çaresi olmazsanız yarın öbür gün iktidarı ‘ boş tencere’ kavgası yüzünden altın tepside teslim edersiniz. İktidarda olduğunuz 20 yılınıza kayıp yıllarınızı eklemeye başlarsınız.

Sokağa çıkın ve görün artık. Sadece eylül ayına bakın. Mesela Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’in “temel gıda fiyatları, Eylül ayında yüzde 5.52 arttı” açıklamasına kulak verin. Ekonomi konularında siyaset yapmayı bırakın ve önce Tüketici Birliği Federasyonu’nun “mutfak enflasyonu” çalışmasından hangi ders çıkarmanız gerektiğini düşünün. Bülent Bey’in bana ilettiği tabloyu siz de inceleyin. İşte aşağıda ayrıntılı listesi belirtilen on üç temel gıda ürününün, İstanbul/Kartal ilçesinde bulunan bir zincir (ŞOK) marketin, raf fiyatları dikkate alınmış.

Araştırma kapsamındaki temel gıda ürünlerinin, 01.09.2021 ve 01.10.2021 tarihlerindeki raf fiyatları şu şekilde tespit edilmiş:

ÜRÜN ADI MARKA MİKTAR 01.09.21 01.10.21
Ayçiçek Yağı Evin 1 Litre 15,90 ₺ 15,90 ₺
Cola Coca Cola 1 Litre 5,95 ₺ 5,95 ₺
Çay Çaykur 500 Gram 19,95 ₺ 22,45 ₺
Makarna Filiz 500 Gram 4,25 ₺ 4,25 ₺
Margarin Bizim 250 Gram 4,95 ₺ 4,95 ₺
Pirinç Anadolu Mutfağı 1 Kilogram 8,25 ₺ 8,25 ₺
Salça Vatan 650 Gram 8,45 ₺ 8,90 ₺
Süt Mis UHT Yağlı 1 Litre 4,75 ₺ 5,25 ₺
Toz Şeker Altınküp 2 Kilogram 9,90 ₺ 11,25 ₺
Tuz Billur Tuz 750 Gram 4,30 ₺ 5,25 ₺
Un Piyale 2 Kilogram 7,50 ₺ 8,50 ₺
Yoğurt Mis Kaymaklı 1500 Gram 14,50 ₺ 14,50 ₺
Yumurta Anadolu Mutfağı 10’lu 13,45 ₺ 13,45 ₺
TOPLAM 122,10 ₺ 128,85 ₺

Araştırmaya konu emel gıda ürünleri 01.09.2021 tarihinde, 122,10 liraya satın alınırken, 01.10.2021 tarihinde bu ürünlerin toplam tutarı 128,85 lira olmuş.

Buna göre temel gıda ürünü niteliğindeki bu sepetteki fiyat artışı, aylık yüzde 5.52’ye denk geliyor.

Bu tablo ortada iken kimse kalkıp da 20 yıl öncesinden bugüne yapılanları aklında tutmak istemez beyler. Sözün özü; ortada boş tencere varken millet lafa da kanmıyor, olmuş bitmiş icraatlara da. Önce tencere nasıl dolacak ona çare bulalım, gerisi elbet hallolur…