Tüketici Birliği Federasyonu

"Türkiye'nin Vicdanı"

Zenginin Zararını Yoksullar Ödeyecek

 

Kur korumalı mevduat hesaplarında birikimleri olanlara bu ay ödeme yapılacak. Döviz artışını durdurmak amacıyla getirilen sistem de faize yatırılan birikimler döviz kurundaki artışın altında kalırsa farkı Hazine, dövizden geçenlerin farkını ise Merkez Bankası ödeyecek. Bu sisteme geçildikten sonra sanki TL’nin değeri yükselmiş, enflasyon düşmüş, dolar sabit kalmış gibi Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Kur Korumalı Mevduat hesaplarında 557 milyar TL biriktiğini övünerek açıklıyor. Kur Korumalı Mevduata geçtikte ne oldu? Dövizin en küçük bir spekülasyonda önü alınamıyor. TL yine değer kaybediyor. Zengin ile yoksul arasında ki fark uçurum derecesinde açılmışken, yoksulun vergileriyle zengin kişilerin varlıkları hem korunuyor, hem de artırılıyor.

KKM hesaplarında değil 557 milyar, 1 trilyon olsa dahi üretime, teknolojiye yatırım yapılmadığı sürece sadece gün kurtarılacak ve uzun vadede ülke ekonomisine hiç bir faydası olmayacaktır. Çünkü bu modelin ne ekonomiye, ne işsizliğe, ne enflasyona, ne GSMH’ya, ne de gelir düzeyine bir yararı yoktur (ki) geçen 3 ay içerisinde bu gerçeği daha iyi kavradık. Dolar yine 15 liraya merdiven dayadı. 13,5 TL’den KKM Hesabına geçen mudilere 1 küsur liralık dövizden kaynaklanan kur kaybı farkı ödenecek ve hazineye milyarlarca lira ek yük getirecek.

Merkez Bankası perşembe günü faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu’nun mart ayı toplantısında aldığı karara göre politika faizi yüzde 14’te sabit bırakıldı. Merkez Bankası’nın en önemli görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Ancak şubat ayında tüketici enflasyonunun yüzde 54,44’e yükseldiğinden anlıyoruz ki Merkez Bankası politikalarında yanlış da ısrar ediliyor. Ve bu politikalarla bırakın hedefi, halkın enflasyonist atalete inancı gün geçtikçe artıyor.

Görünen o ki yine yoksullara porsiyonlarınızı küçültün nasihati verilecek. Acaba neden şükür etmek, aza kanaat etmek, harcamalarını azaltmak sadece yoksula has bir olgu! Mesela zenginler, ülke yönetiminde söz sahibi olanlar, devletin imkanlarından yararlananlar veya orada, burada, milyonluk villalarından açıklama yapanlar; bizde bu masrafımızı kısalım, şunu azaltalım, milyonlarca lira olan arabamızı satalım da mütevazi bir arabaya binelim dediler mi?

Son olarak Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin yabancı yatırımcılara “bürokrasiyi alaşağı ederiz” açıklaması tüm kamuoyunun tepkisine neden oldu. Bu sözleri duyan yatırımcı ülkemize bırakın yatırım yapmayı, turist olarak gelmeye korkar. Çünkü kendi sistem, düzen ve işleyişlerini hiçe sayan bir ülkede kimse kendini güvende hissetmez. Bu sözler planlı mıydı, yoksa konuşma esnasında aniden mi gelişti bilemiyoruz. Ancak ülkemiz adına hiç şık durmadığını belirtmek isterim.

Nihat Altay