Tüketici Birliği Federasyonu

"Türkiye'nin Vicdanı"

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 14 Mart Tıp Bayramı’nda, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti büyük oranda engelleyecek bir düzenlemenin hayata geçirileceğini duyurdu. Hastanelerde görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu, CMK kapsamında kataloğa dahil edilecek.

Öncelikle şu hususu belirtmek de fayda var. Sağlık sektöründe çalışanlara karşı şiddet eğilimi acizlik, cahillik ve zorbalıktır. Dünyanın hiç bir ülkesinde hatta üçüncü dünya ülkelerinde dahi sağlık çalışanlarına şiddet olayları bizdeki kadar gündem olmuyor. Ve artık sağlık çalışanlarına karşı kasten yaralama suçu işleyenler hapis cezası ile yargılanacaklar. Yaralama suçunu sadece kesici, delici alet veya ateşli silahlar olarak algılamamak gerekiyor. Bir yumruk ve tokatta kataloğa dahil edilecek. Bu nedenle en küçük bir sorun da dahi şiddete başvurma acizliğini göstermenin sonucu ağır olacak, şiddete başvuranın geleceğini, hayallerini, planlarını telafisi olmayacak şekilde değiştirecek.

Madalyonun diğer yönünü çevirecek olursak yukarıda bahsettiğim gibi sağlık çalışanlarına şiddet bizim ülkemizde neden aşırı düzeyde olduğunun üzerinde yoğunlaşmak gerekiyor. Mesela bazı devlet kurumlarında da yoğun sıralar, beklemeler oluyor. Ve memurlar ağır şartlar altında görevlerini icra ediyorlar. Ancak ne şiddet, ne de kavga görüntülerine şahit olmuyoruz.

Peki bu durumda sağlık çalışanlarının hiç suçu yok mu? Soruna psikolojik ve sosyolojik olarak bakıp, öyle değerlendirmek gerekirse hasta ve hasta yakınlarının ruhsal durumlarına dair sağlık çalışanları empati kurarak, saygılı davranmalıdır. Çalışma şartları ne kadar ağır olursa olsun hastalara yüz çevirmek, azarlamak, kötü muamele yapmak hiç kimsenin yetkisi, hakkı ve haddi değildir.

Hasta ve hasta yakınlarının bizlere ilettikleri şikayetlerin başında “hastanelerde soru sormaya korkar olduk” cümlesi ilk sırada yer alıyor. Tabi bu eleştirileri tüm çalışanlar için söyleyemeyiz. Ancak burnundan kıl aldırmayan çalışanı şikayet etsen dahi sonuç alınamayacağına dair kamuoyunda intiba oluşmuş durumda. Olumsuz davranışlar sergileyen ve kötü muamele yapan sağlık çalışanlarına da gereken ceza verilmelidir ki bu sorunlara bir çözüm bulunabilsin. Yoksa hapis cezası ile belki şiddet azda olsa hafifleyebilir ancak tamamen son bulmaz. Alo 184, Cimer ve Hasta Hakları Birimi’ne kaç müracaat yapıldığı ve müracaatların kaçına idari işlem uygulandığı kamuoyuna açıklanmalıdır ki soru işaretleri giderilsin. Hiç düşündünüz mü, şiddet olayları neden özel hastanelerde olmuyor? Çünkü özel hastanelerde hasta ve hasta yakınlarına karşı saygı ve hoşgörülü bir şekilde davranış sergileniyor.

Bunun yanında sağlık personelleri, doktor asistanlar, memurlar, teknisyenler, hemşireler o kadar lakaytler ki tıraşsız ve spor elbise ile çalışıyorlar. Tek tip elbise, gömlek veya kravat zaten yoktur. Sakalını tarz yapandan, toplatana, kirli sakaldan uzun olana kadar çalışan veya hasta olan ayırt edilemez durumda!

Aslında bu durum sadece sağlık çalışanları için değil, tüm kamu kurumlarında disiplinsiz bir düzen mevcut. Eskiden okullarda öğretmenler günlük tıraş olur, gömlek, ceket, kravat takarlardı. Artık bazı memurların o tertip, saygı ve disiplinden uzak bir şekilde çalıştıklarını gözlemliyoruz.

Sonuç olarak hiç kimse hastaneye keyfi olarak gitmez. Sağlık çalışanları nasıl empati istiyorlarsa aynı empatiyi ağrı sızı içinde muayene olmaya gelen hasta ve hasta yakınları da bekliyor. Bir insan hastaneye gidiyorsa psiko, sosyal ve fiziksel olarak zaten çöküntü içindedir ki normal ilişki kuramayabilir. Ve bu durumu sağlık çalışanlarının iyi bilmesi görevinin gereği olmalıdır. Güler yüzlü, nazik, şefkatli olma noktasında eksik bir davranış sergileyenlere karşı ise bilgilendirme, bilinçlendirme ve eğitim vermek gerekir. Hasta çocuğunu binbir zorlukla hastaneye getiren ebeveyne karşı doktorun gülümseyerek ilgi göstermesi inanın pek çok olumsuzluğun üzerini örtecektir.

Nihat Altay