Tüketici Birliği Federasyonu

"Türkiye'nin Vicdanı"

Artan Yoksulluğa Karşı KDV İndirimi

Yarın Ramazan’ın ilk günü. Vatandaşlar, yüksek enflasyon nedeniyle ramazan ayına durgun giriyor. Geçmiş yıllarda Ramazan öncesi marketler, çarşı, pazar cıvıl cıvıl olurdu. Ancak hafta içi bu kalabalığı göremediğimiz gibi kime dokunsak bin ah işittik. Kamuoyunda kendilerini uzman diye tanıtan birileri çıkıp “Ramazan’da açken alışverişe çıkılmaması gerektiği” önerisinde bulunacaklar. Bu öneri zaten gıda bütçeleri üzerinden ağır baskı altında ezilen vatandaşları aç gözlü göstererek aşağılamaktır. Bir kilogram patatesin 10, kıymanın 110 lira, bir koli yumurtanın 45 lira olduğu günümüz şartlarında hangi alışverişin israf, neyin tasarruf olduğunu vatandaş daha iyi bilmektedir.

Hükümete yakınlığı ile bilinen ve Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olan TÜRK-İŞ, bu hafta açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. Araştırmaya göre açlık sınırı yani ‘dört kişilik bir ailenin evine aylık 4 bin 928 liralık gıda girmiyorsa sağlıklı ve dengeli beslenemiyor,’ sonucuna ulaşılmış. Yoksulluk sınırında ise ‘dört kişilik bir ailenin evine aylık 16 bin 50 lira girmiyorsa yoksul sınıfında yer alıyor.’ Geçmişten günümüze açlık kavramı bilinçaltına öyle esefli enjekte edilmiş ki açlık ve yoksulluğun sadece rutin harcamalarla sınırlı olduğunu anlıyoruz. Açlık sınırı araştırması, bir insanın günlük tüketmesi gereken kırmızı ve beyaz et ihtiyacı, aylık tüketmesi gereken C vitamini, karbonhidrattan proteine varana kadar tüm beslenme ihtiyaçlarını kapsıyor. Mesela onlarca faydası bilimsel olarak kanıtlanmış balığı hem yetişkinlerin, hem de çocukların düzenli olarak tüketmeleri gerekirken, pek çok aile bu tüketimi sağlayamıyor.

Yoksulluk sınırında ise bir ailenin gerekli hayat standartlarını karşılayacağı minimum gelir miktarıdır. Yani 16 bin 50 lira, minimum harcama olarak baz alınırsa bırakın asgari ücretliyi artık memurlar, pek çok müdür, başkan ve üst düzey yöneticilerde yoksul sınıfında yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salı günü kabine toplantısının ardından temel ihtiyaç maddelerinden olan deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi ve pet gibi ürünlerin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8’e, yeme içme hizmetlerinin tamamında ise KDV oranının yüzde 8’e indirildiğini açıkladı.

Son yıllarda temizlik ve çocuk bezi gibi ürünlerde KDV indirimine gidilmesi gerektiğine dair taleplerimizi pek çok kez dile getirdik. Tabi bu mücadelemizden sonuç almak haliyle mutluluk verici. Ancak birincisi özellikle temizlik ürünlerinde KDV oranı yüzde 1’e düşürülebilirdi. Çünkü temizlik ürünleri gıda tüketimi gibi önemli ve mecburi ihtiyaçlar arasında yer aldığından tüketicilerin harcama tutarlarında önemli ölçüde yer kaplıyor. İkincisi yüzde 10’luk indirimin etiketlere zam olarak dahil edileceği, bu nedenle KDV indiriminin tüketicilere hiç bir şekilde yansımayacağına dair kamuoyunda derin kaygı oluşmuş durumda. Ayrıca geçen yıl tanesinin 50 kuruş olduğu bir adet çocuk bezinin bugün 2 lira olmasından dolayı yüzde 10’luk indirimin hanehalkı ekonomisine kayda değer etkisi olmayacaktır.

Şu hususun altını çizerek belirtmek de fayda var ki bizler hakkımızı aramadığımız sürece kimseye serzenişte bulunma lüksümüz yoktur. Her tüketici ürün etiketlerini yakından takip ediyor. Fiyatlarda olağan dışı bir artış olduğunu fark eden tüketiciler; Alo 174 Gıda Hattı, Ticaret Bakanlığının Alo 175 Tüketici Danışma Hattı, Ticaret İl Müdürlükleri, Haksız Fiyat Artışı Şikayet Bildirimi birimlerinden birine şikayette bulunsalardı belki de pek çok sorun çözülmüş olurdu. Her daim vurguladığım üzere yetkililer ülkede ki her stokçuyu, fırsatçıyı takip edemeyebilir. Sadece üç zincir marketin ülkede ki şube sayısı 33 bin civarında. Denetleme ve ceza noktasında vatandaşlar ilgili kurumlara şikayetini yapmalı ki sonuç alınabilsin.

Yat, kotra, tekne ve gezinti gemilerinin satışında yüzde 1 olan KDV oranı yüzde 18’e çıkarıldı. Yat ve tekne satışlarında KDV’nin yüzde 18’e çıkarılması için yıllarca neden beklenildiğini anlamakta zorlanıyorum. Düşünsenize, bu ülkede yoksul ve orta sınıfın zaruri ihtiyaçlarından olan temizlik maddelerine yüzde 18, zenginlerin yat ve teknelerine yıllarca yüzde 1 KDV uygulandı.

Yine otomotiv sektöründe araç alım satım yapanların ödediği KDV oranının yüzde 1’den yüzde 18’e yükseltilecek olması zaten önü alınamayan araç fiyatlarını daha yukarı çekecektir. Galericiler, şimdiden yüzde 17’lik gelir kaybını araç fiyatlarına ekleyeceklerinin sinyalini verdiler. Bu nedenle ikinci el araç ile yat ve teknelerin aynı kategoride değerlendirilmesi piyasada durgunluk yaratabilir.

Son olarak Ramazan’da bir gün abi kardeşi, ertesi gün kardeş abiyi iftara davet ediyor. Oruç tutmanın mana ve ehemmiyeti yoksulları anlamaktır. Maddi durumu iyi olan kardeş, hala, amcayı iftara davet etmek için yapılan masraflarla, pek çok yoksulun ihtiyaçları giderilebilir. Bir tencere yemeğin ortalama 100 liraya mal olduğu günümüz şartlarında “bu zamanda yoksul yok” demeyelim. Bu kişiler gönülden aranırsa bulunması hiç zor değil. Aynı şekilde belediye ve parti teşkilatlarının iftar çadırlarını iptal ettiği bir ortamda siyasilerin gösterişli iftar yemekleri vermesi halk tarafından tepkiyle karşılanacaktır.

Nihat Altay