Tüketici Birliği Federasyonu

"Türkiye'nin Vicdanı"

Yoksulun Ev Alması Hayal Oldu

Sıfır veya ikinci el konut fiyatlarını takip ediyorsunuzdur. Kimi bölgelerde milyon liralara satılan evler, kimi bölgelerde ise el yakan kira fiyatları nedeniyle özellikle dar gelirliler için durum içler acısı hale geldi.

Öncelikle özellikle yabancıların ülkemizde hem ikamet hem de yatırım amaçlı konut almalarından dolayı bırakın dar gelirlileri orta sınıfın dahi ev sahibi olması hayal oldu. Yabancılara yönelik satışların artmasının yanında inşaat sektöründe girdi maliyetlerinin artması da ev fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu belirtmekte fayda var. Bu konuya başka bir yazımda detaylı bir şekilde değineceğim.

 

Ülke genelinde görüştüğüm pek çok emlakçı da aynı konuya parmak basarak yerli ve yabancıların yatırım amaçlı emlak almalarının ev, iş yeri ve kira fiyatlarının yükselmesine yol açtığını dile getiriyorlar. Sadece geçtiğimiz yıl yabancılar ülke genelinde 59 bin konut satın almışlar. Yabancılara konut satışlarından kaynaklı Amerika ve Asya bölgelerinde de benzer fiyat artışlarının yaşandığı bilgileri geliyor. Bu nedenle Kanada, konut fiyatlarında ki artışın önüne geçme amaçlı yabancılara konut satışını durdurma gibi yapısal değişikliğe gidilmesi üzerinde tartışıyor. Ülkemizde ise bırakın yabancıların 50 bin Euro ile milyonluk ev almasını, 250 bin dolara (Afrika ülkelerindeki reklam sonrası zam getirilerek 400 bin dolara çıkarıldı) konut alan yabancılar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazandı. Kendi vatandaşımız ise ev sahibi olma hayaliyle yanıp tutuşurken yabancıların konut almasına özlem ve hevesle bakıyor.

 

Ülkeye döviz girdiğinde kur istikrarı sağlanır, ithalat daha kârlı yapılır ve cari açık azalır. Bu nedenle yabancılara konut satışı önemlidir. Ancak bu hesaplar yapılırken vatandaş ezdirilmeden önce yurt içi talep dengesi gözetilmelidir. Eğer bu denge gözetilmez ise “pahalı olması hiç olamamasından daha makbuldür” gibi son günlerde söylenen popüler cümleler, sadece yüksek gelirli gruplar için bir anlam ifade eder. Bu tarz açıklamalara “erişemezseniz, uzaktan bakabilirsiniz,” anlamını çıkaran dar ve orta gelirli gruplar, “konutlar veya marketler tıka basa dolu olsun, biz alamadıktan sonra neye yarar!” şeklinde cevap veriyorlar.

 

Bir ülkede ekonomik veriler kötüye gidiyorsa o ülkenin her kurumu, her ailesi, her bireyi elini taşın altına koymalıdır. Afyonkarahisar ve 4 İlçe Belediye Başkanları 67 kişi ile çek kızlarının yaptığı ateş danslı teknik geziye 1 milyon 21 bin lira harcama planı yapıyorken, (tepkiler üzerine iptal edildi) Türk Hava Yolları yönetim kurulu üyeleri huzur haklarına yüzde 190 zam yapıp bir yılda toplam 400 bin lira kazanıyorken, Ağrı’da kendilerine göre 21 bin lira, bana göre milyona yakın sahur programı organize ediliyorken, bu harcamalar gibi yazacağım pek çok örnek varken; soğan ekmek edebiyatı, şükür ve sabır sadece yoksulların üzerine yüklenmemelidir. Bunun yanında İstanbul Büyükşehir belediyesine ait onlarca lüks tesis varken, konukları Çırağan Palace gibi otellerde ağırlayarak sadece bir yemek için 603 bin lira fatura ödenmesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce meclis üyelerine 2 milyona yakın maliyetle Saray Bosna gezisi programı düzenlemesi de iktidar muhalefet fark etmeksizin israfın boyutunu gözler önüne seriyor.

 

Ev fiyatlarına tekrar dönecek olursak İstanbul’da 2+1 ev fiyatının Miami’de havuzlu villadan daha pahalı, en uygun bölgede ki kiraların 6 bin 500 lira olduğu bir ortamda dar ve orta gelir gruplar temel barınma ihtiyacına erişimde sıkıntı yaşıyorlar. Akdeniz keza aynı. Erzurum farklı mı?! Bir ev fiyatının 1 milyona yakın olduğu günümüz şartlarında hangi memurun maddi durumu ev almak için yeterlidir? Bırakın birikimi kredi çekmek istenilse dahi hiç bir banka bu kadar yüklü krediyi vermez. Bankadan kredi onaylansa da bir konut, faiziyle birlikte toplamda 2 milyonun üzerinde gidere mal olacağından Kanada gibi yabancıların konut alım şartlarının ağırlaştırılması gerekmektedir.

Nihat Altay