Tüketici Birliği Federasyonu

"Türkiye'nin Vicdanı"

Son günlerde kurada kazanılmış TOKİ konutlarının devir ilanlarını ikinci el alım satım sitelerinde sıkça görmeye başladık. Buraya kadar yapılanlar normal görülebilir. Anormal olan devir hakkının var olup, olmadığı ve hak sahiplerinin bu işi ticarete döndürerek cüzi bir miktar ödeme ile kazandıkları hakları yüksek meblağlarla üçüncü şahıslara devretmek istemesidir. Öyle ki bin 500 lira yatırıp kura hakkı kazanmış hak sahibi belki de hiç görmediği eve 100 bin liranın üzerinde devir hakkı istiyor.

Öncelikle bu hak, kurada ismi çıkanlara ayrıcalıklı oldukları için verilmiyor. TOKİ’lere; T.C. vatandaşı, projenin bulunduğu il nüfusuna kayıtlı olan, TOKİ’den hiç konut almamış, üzerine ev, bağ bahçe kaydı olmayan, aylık hane halkı geliri en fazla net 10.000 TL olan herkes müracaat edebiliyor. Bu özellikleri taşımayan vatandaşlar TOKİ’den hiç bir şekilde ev alma hakkına sahip değil.

Alt gelir veya yoksul grubundaki vatandaşlara yönelik konut satışında vatandaşların borçları bitene kadar devir hakkı birinci derece akraba olsa dahi bulunmuyor. Bu grupta ki kurada kazanılmış evlerin devir işlemi, satın alınmış evin borcunun bitmesinden sonra gerçekleşebilir. TOKİ devretme işlemi, sadece Tapu İdaresi Başkanlığı tarafından yapılabiliyor. TOKİ evlerinde açık satışlarda isteyen istediği zaman devir işlemi yapabilir.

TOKİ’den alınmış ve borcu bitmemiş dairelerin devir işlemi yapılması durumunda imzalanmış sözleşme iptal olur. Ev hakkı kazanmış kişinin evi elinden alınır ve bugüne kadar ödenmiş tüm taksitler, masraflar ve diğer tutarlar düşülerek kişilere iade edilir. Hatta bu grupta ki hak sahipleri evlerini kiraya dahi veremezler. Kendisinin, eşinin veya çocuklarının söz konusu konutta ikamet etmediklerinin tespit edilmesi halinde sözleşmeleri feshedilir.

Memur maaş artış endeksi ile sözleşme imzalayan hak sahipleri teslim tarihinden itibaren 1 yıl sonra sözleşmeden doğan haklarını üçüncü şahsa devredebiliyor. Bu devir işlemi de bazı sözleşmelerde evin büyüklük durumuna göre değişkenlik gösteriyor. Yani her sözleşme aynı maddeleri içermeyebiliyor. Konut fiyatı artışlarından istifade edip, ticarete dönüştürenler için bu sürenin 2 yıla çıkarılması için Bakanlık ve TOKİ tarafından çalışmalar yürütüldüğünü de hatırlatmakta fayda var.

Tapu kaydı olmadan hak sahibinden devir almak isteyenler sadece iki kişi arasında anlaşma yapabilir. Devir, tapu, banka, noter sözleşmesi söz konusu değil. Aidat ödemeleri hak sahibi üzerinden yapılacağından bir yıl sonra devir olsa dahi aylar sonra satan kişi icraya düşerse veya ölür ise ödenen peşin paralar, aylık ücretler boşa gidecektir.

Son olarak devir yasağı olan sözleşmelerde yani borç bitene kadar devir hakkı olmayan sözleşmelerde veya 1 yıl sonra devri olabilen sözleşmelerde tapu devri olmadan noterde imzalanan satış vaadinin hiç bir yükümlülüğü yoktur. Noter hizmetlerinde böyle bir sözleşme taahhüdü de yoktur.

Çalışacak İşçi Bulamıyorlarmış!

Hafta içi bazı haber kanalları ve sitelerinde “fabrikalarımızda çalıştıracak personel bulmakta zorlanıyoruz,” şeklinde yapılan açıklamalar dikkatimi çekti. Önce müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Mahmut Asmalı, Türkiye’de çalışmak isteyen herkese iş olduğunu ve iş beğenmeme durumunun yaşandığını, yoğun emek isteyen işler için yabancı uyrukluların tercih edildiğine dair açıklamalarda bulundu. Yine MODOKO Yönetim Kurulu Başkanı Koray Çalışkan, “İstihdamı, personeli, yabancı işçiyi konuşuyoruz. Artık bizler ne yazık ki ağır işlerde çalışmak istemiyoruz, fabrikalarımızda çalıştıracak personel bulmakta zorlanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Tabi bu açıklamaların devamı artarak gelecektir.

Fark ettiniz mi? Ne zaman göçmenlerin ülkeden gönderilmesi gündeme gelse bu tarz açıklamalar sanki ağız birliği yapılmışçasına gündeme getiriliyor. TUİK, geçen hafta 3 milyon 583 bin 500 işsiz olduğunu açıkladı. Hadi diyelim bu işsizlerin 10’u, 100’ü, 1000’i, 10 bini, 100 bini, 1 milyonu iş beğenmedi. 3 milyon 583 bin 500 kişinin nasıl iş beğenmediğini TUİK’e sormak gerekiyor.

Sigortalı bir şekilde asgari ücretle, haftalık izni verilen ve 8 saat çalıştırılan hiç bir işçi “ben çalışmıyorum” demez. Ama bir bakıyorsunuz ya fazla mesaisi verilmiyor, ya sigortasız çalıştırılıyor ya da asgari ücretten düşük bir maaşla çalıştırılmak isteniyor! Haliyle işsiz bir kişi bu çalışma şartlarını kabul etmiyor ve kendi topraklarında mülteci gibi muamele görmek istemiyor.

İş beğenmiyor denilenler, Suriyeli, Afgan veya Pakistanlı değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır. Bu ülkenin vatandaşlarını, vatanı ve düzeni olmayan mültecilerle aynı tutmak, bu ülkeye yapılacak en büyük haksızlıktır. Göçmen işçileri 3 bin lira maaşla sigortasız, 12 saat çalıştırıp aynı fedakarlığı bu ülkenin vatandaşlarından bekleyemezsiniz!

Nihat Altay